Personalize funny videos and birthday eCards at JibJab!
26 Aralık 2011 Pazartesi
Lale Mansur
Geçen gün otobüse bindim, aktarma yapıyorum Akmerkez'den. Bir baktım Lale Mansur. 43R geldi, kalabalıktı, orta kapıdan bindim. Bir baktım Lale Mansur. Akbilimi uzatmadım, yanımdaki uzattı. Bir baktım Lale Mansur. Etiler'e geldik, inenlere yol verdim. Bir baktım Lale Mansur. Tam tekrar binecektim, son bir kişi daha indi. Bir baktım Lale Mansur. O da inince otobüs hareket etmeye başladı. Bir baktım Lale Mansur. Tekrar binemedim, durakta kaldım. Bir baktım Lale Mansur. Allahtan akbilimi uzatmamışım, yoksa içeride kalacaktı. Trafiği durdurur, olay çıkarırdım. Çünkü vizesini yenilemiştim.
Sagu'dan bu yılbaşı için de bir ekşın bekliyoruz.
Sagu'dan bu yılbaşı için de bir ekşın bekliyoruz.
18 Aralık 2011 Pazar
sikerler
Anlatacağım hikayede "ben" diye bahsettiklerim belki de "biz"iz. "Amınaski, aynı ben!" ya da " Lan, herkes aynı şeyi yaşıyo." dediğiniz anda tribe girmeyin bana karşı. Zaten kafam güzel.
Hayatımın temeline sevmeyi -sevgi kelimesine göre nispeten daha az klişeleşmiş olduğundan bu kelimeyi seçtim, yoksa daha fazla şey anlatmaz TDK'ya göre.- koyduğuma inandım ben hep.
Gündüzler bir şekilde geçiyordu da geceler yardımsız* geçmek bilmiyordu kendimi bildiğimden bu yana.(*burada keyif verici her türlü faaliyetten bahsediliyor.) Ha gündüzlerde de yardım almadığımı iddidia edersem yalancı ibne olurum.(seksist diye sardıranı sikeyim). (keyif verici faaliyetten kasıt, müzik gibi masumane kabul edilen faaliyetler de olabilir, müptezel diye yafta vuranı sikeyim.)
Ben sevdim, sevildim. Sevdim, sevilmedim.-ki bu yargılar ayrılık sonrası halet-i ruhiyemle alakalıdır- Ama ben geldim 22 yaşına -o da yaş mı diyeni sikeyim-. Şartlar elverdi gidicem dedim. Gitmek iyi gelecek diye inandırdım kendimi. Bu şekilde telkin ettim dertsiz olduğu tartışılır benliğimi. Gel, gör ki, amına koduğum telkin yöntemi hayatımı sikti. Aslına bakarsanız yöntemin temelinde bir sorun yok. Ama siktiğim kafa yapısı öyle bir fütursuzluğa sevkediyor ki insanı, o ana kadar çok isteyip , mantıksız bulduğun, zarar göreceğine inandığın eylemlerden korkmamaya başlıyorsun*.(*bu aynı zamanda, zaman verdiğin, şu anın uygun vakit olamdığın karar verdiğin eylemler için de geçerli.) Amine tabirle "yok artık" dediğin şeyleri yapıyorsun.
Şu ana kadar "iyi ne güzel, tabularını yıkmanı sağlamışsın işte." diyenlere bir çift sözüm var; "Siktirin gidin."
En yakınımdaki, en değer verdiğim insanlara karşı nasıl tavır takınacağıma karar veremez hale geldim, ki normalde bu tavrı sergilemek için düşünmeme gerek dahi yoktu.
Öyle bir durum ki yapacağın herhangi bir hareketten sorumlu tutulamayacağın kadar yakın zamanda olmasının yanında, aynı zamanda sergilediğin davranışın, istediğin, belkide delicesine arzu ettiğin sonuçlarını göremeyecek kadar yakın zamanda uzaklaşmak zorunda kalacaksın herşeyden.
Hem kendim, hem merak edip son zamanlarda bana halimi soranlar için yazdım bunu. Bir sike yarar mı bilmem ama göt diye itham ettiğim bir uslupla -ki kendi uslubum olduğunu da inkar edemem- yazdığım şu yazıyı çok sevdiğim bir cümleyle sonlandırmak isterim:
"Hepinizin amına koyim."
Not: "Oralara gidip de amına koymayan ibne olsun."
Hayatımın temeline sevmeyi -sevgi kelimesine göre nispeten daha az klişeleşmiş olduğundan bu kelimeyi seçtim, yoksa daha fazla şey anlatmaz TDK'ya göre.- koyduğuma inandım ben hep.
Gündüzler bir şekilde geçiyordu da geceler yardımsız* geçmek bilmiyordu kendimi bildiğimden bu yana.(*burada keyif verici her türlü faaliyetten bahsediliyor.) Ha gündüzlerde de yardım almadığımı iddidia edersem yalancı ibne olurum.(seksist diye sardıranı sikeyim). (keyif verici faaliyetten kasıt, müzik gibi masumane kabul edilen faaliyetler de olabilir, müptezel diye yafta vuranı sikeyim.)
Ben sevdim, sevildim. Sevdim, sevilmedim.-ki bu yargılar ayrılık sonrası halet-i ruhiyemle alakalıdır- Ama ben geldim 22 yaşına -o da yaş mı diyeni sikeyim-. Şartlar elverdi gidicem dedim. Gitmek iyi gelecek diye inandırdım kendimi. Bu şekilde telkin ettim dertsiz olduğu tartışılır benliğimi. Gel, gör ki, amına koduğum telkin yöntemi hayatımı sikti. Aslına bakarsanız yöntemin temelinde bir sorun yok. Ama siktiğim kafa yapısı öyle bir fütursuzluğa sevkediyor ki insanı, o ana kadar çok isteyip , mantıksız bulduğun, zarar göreceğine inandığın eylemlerden korkmamaya başlıyorsun*.(*bu aynı zamanda, zaman verdiğin, şu anın uygun vakit olamdığın karar verdiğin eylemler için de geçerli.) Amine tabirle "yok artık" dediğin şeyleri yapıyorsun.
Şu ana kadar "iyi ne güzel, tabularını yıkmanı sağlamışsın işte." diyenlere bir çift sözüm var; "Siktirin gidin."
En yakınımdaki, en değer verdiğim insanlara karşı nasıl tavır takınacağıma karar veremez hale geldim, ki normalde bu tavrı sergilemek için düşünmeme gerek dahi yoktu.
Öyle bir durum ki yapacağın herhangi bir hareketten sorumlu tutulamayacağın kadar yakın zamanda olmasının yanında, aynı zamanda sergilediğin davranışın, istediğin, belkide delicesine arzu ettiğin sonuçlarını göremeyecek kadar yakın zamanda uzaklaşmak zorunda kalacaksın herşeyden.
Hem kendim, hem merak edip son zamanlarda bana halimi soranlar için yazdım bunu. Bir sike yarar mı bilmem ama göt diye itham ettiğim bir uslupla -ki kendi uslubum olduğunu da inkar edemem- yazdığım şu yazıyı çok sevdiğim bir cümleyle sonlandırmak isterim:
"Hepinizin amına koyim."
Not: "Oralara gidip de amına koymayan ibne olsun."
17 Aralık 2011 Cumartesi
13 Aralık 2011 Salı
2 Aralık 2011 Cuma
Zafer Türküsü
Akmıyor artık gözlerimden yaş
Kalbime de akıtmıyorum gözlerimden süzülenleri
Tam dokuz hafta gezdim ayyaş ayyaş
Anlıyorum bir mağlubiyete bu kadar üzülenleri
Artık onlar uyuyamasınlar geceleri
Bazı geceler kaçırıyordum keçileri
Kabuslarla bağırarak uyandığımda terler içinde
Sevdiceğim meraklanmasın diye
Yok bir şey, meyveyi fazla kaçırdık bu akşam herhalde
Ehi ehi diyordum
Bugün Kolat'ı gördüm güneye iniyordu. "Mutlu musun" diye sordum. Gülümsedi. Sadece ağzı değil, gözleri de gülümsedi.
Ağız gülümser mi?
Gülüm, ser mi?
Kazanmışız ulan dün gece, tabii gülümserim. diyor benim ağzım.
Kazanmak için ruhunu ortaya koyman lazım,
Bak ne diyor Nâzım:
Ben de gördüm o kahramanları,
ben de sardım o örgüyü,
ben de onlarla
güneşe giden
köprüden
geçtim!
Ben de içtim toprak çanaklarda güneşi.
Ben de söyledim o türküyü!
Dün akşam sahada 6 kişiyle bir destan yazdık.
Ve o türküyü beraber söyledik.
Bu arada 19 kişilik maç kadrosuna alınmamış Colin Kazım.
"Beyler geri koşuyoruz."
Run Forrest Run.
Run Lola Run.
Ran Nâzım Hikmet Ran.
Maç böyle kazanılır.
Koşacaksın.
Benim için önemli olan attığım bir gol değil. 'Bunalımdan çıkalım, kendimizi bulalım' düşüncesiyle öncelikli hedefimiz düşme potasından uzaklaşmak. Bunu ben değil, Bank Asya 1. Lig ekiplerinden Denizlispor'un teknik direktörü Osman Özköylü söylüyor.
Ben bunalımda değilim
Nereden çıkarttınız?
Kalbime de akıtmıyorum gözlerimden süzülenleri
Tam dokuz hafta gezdim ayyaş ayyaş
Anlıyorum bir mağlubiyete bu kadar üzülenleri
Artık onlar uyuyamasınlar geceleri
Bazı geceler kaçırıyordum keçileri
Kabuslarla bağırarak uyandığımda terler içinde
Sevdiceğim meraklanmasın diye
Yok bir şey, meyveyi fazla kaçırdık bu akşam herhalde
Ehi ehi diyordum
Bugün Kolat'ı gördüm güneye iniyordu. "Mutlu musun" diye sordum. Gülümsedi. Sadece ağzı değil, gözleri de gülümsedi.
Ağız gülümser mi?
Gülüm, ser mi?
Kazanmışız ulan dün gece, tabii gülümserim. diyor benim ağzım.
Kazanmak için ruhunu ortaya koyman lazım,
Bak ne diyor Nâzım:
Ben de gördüm o kahramanları,
ben de sardım o örgüyü,
ben de onlarla
güneşe giden
köprüden
geçtim!
Ben de içtim toprak çanaklarda güneşi.
Ben de söyledim o türküyü!
Dün akşam sahada 6 kişiyle bir destan yazdık.
Ve o türküyü beraber söyledik.
Bu arada 19 kişilik maç kadrosuna alınmamış Colin Kazım.
"Beyler geri koşuyoruz."
Run Forrest Run.
Run Lola Run.
Ran Nâzım Hikmet Ran.
Maç böyle kazanılır.
Koşacaksın.
Benim için önemli olan attığım bir gol değil. 'Bunalımdan çıkalım, kendimizi bulalım' düşüncesiyle öncelikli hedefimiz düşme potasından uzaklaşmak. Bunu ben değil, Bank Asya 1. Lig ekiplerinden Denizlispor'un teknik direktörü Osman Özköylü söylüyor.
Ben bunalımda değilim
Nereden çıkarttınız?
26 Kasım 2011 Cumartesi
9 Hafta. Ben seni göremeyeli 9 hafta oldu. Aslında buzdolabının gürültüsünü arkama alıp biraz kafamı dinleyebilsem, 9 değil belki 19, belki 23 hafta olduğunu farkederdim. Biz senle uzaklaşmaya bu yaz başında başlamadık mı? Aramızdaki bağlar o zaman kopmaya başlamadı mı? Neyse.
Acaba düzene girmiş olmam mıydı sorun? Sabahları yatağımı topluyorum diye mi, kahvaltımı aksatmıyorum diye mi benden uzaklaştın? Yoksa birkaç aydır akşam 9dan sonra yemek yemiyor oluşum mu beni senden soğuttu? Sen benim o eski düzensiz, leş halimi mi seviyordun? Nereden bilebilirim? Bir paragrafı daha sadece soru sorarak bitiriyorum. Cevaplar yok, cevaplar uzak.
Rüyamda gördüm, koşuyor, koşuyor, koşuyordum. Tam uzanacakken ona, kaybediyordum. Tam elde etmişken onu, her şeyi bok ediyordum. Belki de rüya değildi bu, gerçeğin ta kendisiydi. Belki de ben gerçekten bok ediyordum her şeyi, onu elde ettiğim her an kaybediyordum. Ben sevinmeyi hak ediyor muydum?
Ben, Özgür Esentepe, İstanbul'un Hakeem Olajuwon'u.
Hakediyorum sevinmeyi, Gelicem, görücem, alıcam onu.

Tabii ki sıradışı bir yazar olduğum için sizleri kandırdım yine. Halı sahadan bahsediyorum olm. Sırf bir şeyler değişsin diye geçen akşam saat 10 sularında burgerking yedim. Değişmedi.
https://seyhan.library.boun.edu.tr/kutuphanedefutbolkitabiarayancocuk
Bak orada sağ altta DUE 16-12-11 yazıyor. Ben yazdım, benim yüzümden yazıyor.
Ne yapacağımı bilemez bir haldeyim. Kaybedenler Kulübüne üye oldum, galibiyet göremez oldum, viraneyim. Kaybettikçe hırslanıyorum. Gördüm ki kaybetmek bloga yazı yazdırıyor. Kaybedenler Kulubü kümesinin Justobacco kümesiyle kesişimindeki elemanlar, bloga yardırıyor. 9 Hafta oldu, yok mu bir galibiyet. Kanka nolur beni biraz idare et.
Ben böyle sevinmeyi hak etmiyor muyum? Yok mu benim Callejon'um?
http://s14.directupload.net/images/9haftamioha/bizeboylesevinmekharammi
Dışarısı buz gibi lapa lapa kar var benim içim yanıyor.
Direğin yarım metre ötesinden bile topu üst ağlara vurabilirim inan kii
inan kiii
inan kiiiii
Başarısızlık, başarısızlık dedikleri daha ne olabilir ki
Başarısızlık, başarısızlık mağlubiyetten kaçılabilir mi
Bizim takım daha güçlüydü diyip de geçme
Sakın gülme halime
Nasıl olduğunu anlayamadım ama
Eziliyorum delicesine.
9 hafta oldu. 9. Dokuz.
Acaba düzene girmiş olmam mıydı sorun? Sabahları yatağımı topluyorum diye mi, kahvaltımı aksatmıyorum diye mi benden uzaklaştın? Yoksa birkaç aydır akşam 9dan sonra yemek yemiyor oluşum mu beni senden soğuttu? Sen benim o eski düzensiz, leş halimi mi seviyordun? Nereden bilebilirim? Bir paragrafı daha sadece soru sorarak bitiriyorum. Cevaplar yok, cevaplar uzak.
Rüyamda gördüm, koşuyor, koşuyor, koşuyordum. Tam uzanacakken ona, kaybediyordum. Tam elde etmişken onu, her şeyi bok ediyordum. Belki de rüya değildi bu, gerçeğin ta kendisiydi. Belki de ben gerçekten bok ediyordum her şeyi, onu elde ettiğim her an kaybediyordum. Ben sevinmeyi hak ediyor muydum?
Ben, Özgür Esentepe, İstanbul'un Hakeem Olajuwon'u.
Hakediyorum sevinmeyi, Gelicem, görücem, alıcam onu.

Tabii ki sıradışı bir yazar olduğum için sizleri kandırdım yine. Halı sahadan bahsediyorum olm. Sırf bir şeyler değişsin diye geçen akşam saat 10 sularında burgerking yedim. Değişmedi.
https://seyhan.library.boun.edu.tr/kutuphanedefutbolkitabiarayancocuk
Bak orada sağ altta DUE 16-12-11 yazıyor. Ben yazdım, benim yüzümden yazıyor.
Ne yapacağımı bilemez bir haldeyim. Kaybedenler Kulübüne üye oldum, galibiyet göremez oldum, viraneyim. Kaybettikçe hırslanıyorum. Gördüm ki kaybetmek bloga yazı yazdırıyor. Kaybedenler Kulubü kümesinin Justobacco kümesiyle kesişimindeki elemanlar, bloga yardırıyor. 9 Hafta oldu, yok mu bir galibiyet. Kanka nolur beni biraz idare et.
Ben böyle sevinmeyi hak etmiyor muyum? Yok mu benim Callejon'um?
http://s14.directupload.net/images/9haftamioha/bizeboylesevinmekharammi
Dışarısı buz gibi lapa lapa kar var benim içim yanıyor.
Direğin yarım metre ötesinden bile topu üst ağlara vurabilirim inan kii
inan kiii
inan kiiiii
Başarısızlık, başarısızlık dedikleri daha ne olabilir ki
Başarısızlık, başarısızlık mağlubiyetten kaçılabilir mi
Bizim takım daha güçlüydü diyip de geçme
Sakın gülme halime
Nasıl olduğunu anlayamadım ama
Eziliyorum delicesine.
9 hafta oldu. 9. Dokuz.
30 Ekim 2011 Pazar
sadece minibüse biniyordum. nerden bilebilirdim ki?

selam-ın aleyküm.. uzundur yazmıyordum bloğa, sonra bugün başımdan geçen bir olayı özgüre anlattım. o da dediki yaz bunu, ben de yazayım dedim.
metrobüsten inmiş, pazar liginde oynanacak olan müsabakamız için göztepe benzinlikten geçen minibüsleri aramaktaydım. kartal minibüslerini gördüm, sonra dedim ki kendime: 'dur trenle gideyim'. trene doğru hareketlendikten sonra 'yazış ya minibüs daha hızlı gider' diyerek minibüslere geri döndüm. bu sırada minibüslerden biri kalktı, ben de bir sonrakine bindim. aradaki bu karar verme sürecinin biraz sonra anlatacağım şahsı tanımam için var olduğundan habersizdim. minibüse ilk binen bendim. göztepe benzinlikten geçer mi ağabey diye sordum, geçer beyefendi dedi. konuşması bir minibüsçüye yakışmayacak derecede kibardı. kolat olsa hemen eşcinsel galiba derdi. parayı verdikten sonra minibüsün her tarafında B.A(nedense ismi vermek istemedim) adlı şahsa ait özlü sözler olduğunu fark ettim. ismi daha önce duymamıştım. aklımda kalan bir tanesini yazıyorum: 'okuma yazma bilmiyorduk; toprağı kazdık. okuma yazma öğrettiler, mezarımızı kazdılar.' Sonra şöför gel buraya otur daha rahat edersin diyerek yanındaki koltuğu gösterdi, ben de tavsiyesine uydum. ön tarafta yazıların daha fazla olduğunu fark ettim. her tarafta aynı kişiye ait sözler vardı. hepsini okumaya başladım, ben okurken adam da bana bakıyordu. yazılar bitince kitabımı çıkarıp yarım kalan kısa bölümü okudum(bir güney amerika kızılderilisinin(don juan) öğretileriyle ilgili). hareket ettikten beş dakika sonra şöför otobüs şöförlerine olabildiğince kibar bir şekilde hakaretler ederek benden onay istedi, ben de 'hakkaten abi yea' diye hepinizin tahmin edebileceği bir şekilde yavşak bir cevap verdim. daha sonra adam yazılar hakkında ne düşündüğümü sordu, bende kim bu B.A diye sordum. o da 'BENİM' dedi. yazının devamında minibüs şöförü B.Anın öğretilerini okuyacaksınız. diyalog olarak kendi cevaplarımı yazmıyorum çünkü genel olarak 'hadi ya?' ve 'daha önce hiç duymamıştım' şeklinde şeyler söyleyebildim.
'ben vatan hainleriyle mücadele ediyorum. hee kimdir bana göre vatan haini? ingilizler burundan içeri giren bir böcek üretip bunu dünyada çeşitli yerlerde kullanmaya başladılar. bu içine girdiği insanları ingilizler için çalışan bir ajan haline getiriyor. bu kişilerde devlet kurumlarına girdikleri zaman o kurumları çökertiyor. milli eğitimi çökerttiler, milletvekillerine sızarak meclisi çökerttiler. şimdi halkı çökertmek istiyorlar. işte ben bu vatan hainleriyle mücadele ediyorum. bizim korkumuz yok bu hainlerden. ilk ingiliz ajanı süleyman demireldi, bu ajanların başıdır o ve en yaşlısıdır. en genci de tayyip erdoğan. ama en sinsileri deniz baykaldır. mehmet ağar ve bir şahıs(adını hatırlayamıyorum) bunları öldürmek istedi. insan hangi milletten olursa olsun mayası bozuksa işe yaramazdır. insanın önce mayası bozuk olmayacak. zaten mayası bozuk olanlar kurtuluş savaşında bizimle omuz omuza savaşmadılar ki, düşmanın safını tuttular. (ilk defa duyuyorum dedikten sonra söyledikleriyle devam ediyorum) duyamazsın zaten, bu bilgileri herkes bilemez. bunları bilmek için insanın kendi güneşinin kendisi olması lazım. sen nasıl bileceksin? her insan bilemez. bak, her insanın yıllık 366 sayfası vardır. ben nasıl biliyorum? ben sayfalarımı kendim çeviriyorum. herkes yapamaz işte bunu. bak ben bu yazıyı ilk okulda yazdım, bu yazı benim kişiliğim, bu da benim kimliğim, bu da insanlığım. bak bu yazıyı yazmak yıllarımı aldı! bu arada göztepe benzinlik burası. o kapı çalışmaz, arkadan in, sakin ol, bekliyeceğim.)
18 Ekim 2011 Salı
Bu aralar bu mesajı verdim verdim, veremedim yine hüsran.
Yıllardır hiç tatmadığım bir mutlulukmuş. Düşününce ne kadar da aptal olduğumu anlıyorum. Küçük, gerçekten çok küçük bir şey. Yatağımı toplamaktan gurur duyuyorum.
Çok tatlıydı gerçekten, bana uymadı. Artık görüşmesek diyorum. Koyma onu sakın, koyma o kaşığı. Artık çayımı şekersiz içiyorum.
Ablacımı özledik, geçmiş olsun ablacım. Bak artık odamı kendim temizliyorum. İki süpürge iki vileda hafif toz al. Uyandığımda mutlu oluyorum.
Hep söylediler, ama ben hiç inanmadım. Artık hiç aksatmıyorum. Sabah evden çıkmadan hazırlayıp, müsait olduğumda kahvaltımı yapıyorum.
Hatırlıyorum. Ben onlarca, belki yüzlerce kez eve girdiğimde mutsuz oldum. Gerçekten sizi gördüğüme pek sevinmiyordum bazen. Sigara kokmayan bir salonum olsun istedim bunca yıldır. İki gündür oldu. Bundan sonra salonda sigara varsa, ben odamdayım, burdan ilan ediyorum.
Çok tatlıydı gerçekten, bana uymadı. Artık görüşmesek diyorum. Koyma onu sakın, koyma o kaşığı. Artık çayımı şekersiz içiyorum.
Ablacımı özledik, geçmiş olsun ablacım. Bak artık odamı kendim temizliyorum. İki süpürge iki vileda hafif toz al. Uyandığımda mutlu oluyorum.
Hep söylediler, ama ben hiç inanmadım. Artık hiç aksatmıyorum. Sabah evden çıkmadan hazırlayıp, müsait olduğumda kahvaltımı yapıyorum.
Hatırlıyorum. Ben onlarca, belki yüzlerce kez eve girdiğimde mutsuz oldum. Gerçekten sizi gördüğüme pek sevinmiyordum bazen. Sigara kokmayan bir salonum olsun istedim bunca yıldır. İki gündür oldu. Bundan sonra salonda sigara varsa, ben odamdayım, burdan ilan ediyorum.
6 Ekim 2011 Perşembe
27 Ağustos 2011 Cumartesi
29 Temmuz 2011 Cuma
benim de bu yazım vatani görevini yapmakta olan fırat ergene için gelsin.

benim de bu yazım vatani görevini yapmakta olan fırat ergene için gelsin.
bize hep kızdın, sitem ettin. olm neden paralı kanalları/parasını verdiğiniz kanalları izlemiyorsunuz dedin. haklıydın. örneğin, neden E! Entertainment izlemiyorduk veya neden spormaxte değildik gündüz gece. anlatacağım hikaye bununla ilgili. dinle.
"nisan mayıs ayları, gevşer büzük yayları" adını verdiğimiz periyotta kendimizi saldığımız zamanlar oldu. bunlardan birinde bir rakı masası kurmaya karar verdik. bunun olayla hiçbir ilgisi yok aslında. farkındaysan sürekli olayın neyle ilgili olup olmadığını söyleyerek bir yazarın yapmaması gereken en önemli şeyi yaptım. bu cümlenin de doğruluğundan emin değilim. yazıdaki gerginliğin sebebini az sonra anlayacaksın.
neyse gittik diada alışveriş yapıyoruz. benim telefon çalmasın mı? arayan kim? digiturk. diyolar işte ligtv ister misiniz falan uygun fiyata, yok şu fiyata film paketi vereyim. tatlı da bir kadın sesi. kusura bakmayın şu an patlıcan seçiyorum diyemedim. dedim yok bana paket falan vermeyin. ben paketimden memnunum. dedi ki dur bi son teklif yapayım. he dedim. pazarlık başladı.
-sizde şimdi moviemax speed var. kanal 15. biz sizden bu kanalı alıcaz. onun yerine hiçbir ekstra ücret ödemeden premier league tv, nba tv, espn classics, espn america...
-oo tamam tamam bunları istiyorum parasız di mi?
-evet tamamiyle ücretsiz, dediğim gibi premier league tv, nba tv, espn classics, espn america ve tüm erotik kanallar.
-.....tamam. tamam. olsun bu. para ödemiyorum dimi?
-yok para ödemiyorsunuz, 2 ay boyunca bu bizim hediyemiz. iki ay sonra paralı olacak, o da şu şu kadar lira.
-aa yok ben 2 ay sonra da para ödemek istemiyorum, teşekkür ederim.
-o zaman biz yine size bunu hediye edelim, 2 ay sonra eski paketinize geri dönersiniz.
-olur. teşekkür ederim, iyi günler.
3 hazirandan 3 ağustosa kadar erotik kanallarımız vardı kısaca. ilk birkaç gece baktım. peeh. utandırıcı. hayatımda izlediğim en kötü erotik şey.
bugün kolatın yazısını okudum. televizyonu açtım. hiç vakit kaybetmeden playboy tv'yi açtım. dedim ki ulan paralı kanal. fırat olsa bunu izlemek isterdi. ve yaklaşık birbuçuk saattir erotik yayın izliyorum. penisimde en ufak bir hareket yok soracak olursan. gerginliğim bundandır. şu an bir bilgi yarışması var mesela. az önce de intimacy tv'de bir meksika restoranında yemek yiyen iki yetişkin insan, yemeklerinden bir ısırık aldıktan sonra birden değişime uğrayıp sevişmeye başladı. işin ilginç yanı sevişme sahnelerinde yemekler masada değildi. zaten hiçbir action göremediğimiz için ben yemeklerin nereye gittiğini, sahneyi introdan önce mi yoksa sonra mı çektiklerini düşündüm. yalnız cidden hiçbir action yok. 4 kanal var, 1 vajina yok. enteresan. ben memeyi her yerde görüyorum, bana bunu verme. zaten büyük memeyi de sevmem. çok uzattım.
uzun lafın kısası. bugün senin için bir şey yaptım. birbuçuk saat boyunca digiturk'ün paralı bir kanalını izledim. gerçekten canım çok sıkıldığı için kapatmak zorundayım. halısahasız şu sezonda kalbimizi her türlü kollektif heyecana kapatmak zorunda olduğumuz gibi.
24 Temmuz 2011 Pazar
13 Temmuz 2011 Çarşamba
DAMACANA

MERHABA ARKADAŞLAR.. SİZE BU SATIRLARI YAZARKEN ACI ÇEKİYORUM ÇÜNKÜ SOL AVUÇ İÇİM DAMACANA TAŞIMAKTAN SU TOPLAMIŞ DURUMDA. ORANTISIZ KOL KASLARIM DA JABASI. ALAYINIZI ALIRIM BİLEK GÜREŞİNDE. BURADAKİ İŞLERE YETİŞMEK İÇİNDE STAJ YAPMAYACAĞIMI DUYURAYIM. İNSANIN KENDİ İŞİNİN STRESİ BİR BAŞKA OLUYORMUŞ, OKUL HAYATI BANA O KADAR UZAK GELİYOR Kİ ANLATAMAM. YAVŞAK 3 GÜNDE BU KADAR OLUR MU? DEMEYİN, BÜYÜK İHTİMALLE 1 HAFTA SONRA ADINIZI UNUTACAĞIM. FIRATÇIM SENİ SEVGİYLE ANIYORUM, YAKIN ZAMANDA BEN DE ASKERLİĞİ ARADAN ÇIKARMAYI DÜŞÜNÜYORUM. NEDEN BÜYÜK YAZDIĞIMI MERAK EDİYORSANIZ HEMEN CEVABINI VEREYİM; ÇÜNKÜ BEN BİR SUCUYUM VE SUCULAR KÜÇÜK HARFLE YAZAMAZLAR.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




